

Tuluhan Tekelioğlu, televizyonlarda çok sık kullanılan bir yöntemle kimisi sokaktan geçenlerden, kimisi ise kamuoyunun tanıdığı popüler isimlerden oluşan yüz elli kişiye kamerasını yöneltmiş, hemen oracıkta, ayaküstü cevaplamalarını istediği altı soru sormuş: En büyük hayaliniz nedir? Hiç aşık oldunuz mu? En son kime hediye aldınız? En son kimden hediye aldınız? Hayatınızda olmasını en çok istediğiniz şey nedir? En çok eleştirdiğiniz yönleriniz nelerdir? Sonuç, bu sorulara hesap yapılmaksızın “ayaküstü” verilen 900 cevap.
Bu görüşmelerden seçilen bazı bölümler televizyonda bir programda ya da haberlerde yayınlansa dikkatimizi bile çekmeyebilir, gözümüze ilişse de üzerinde hiç düşünmeyebilirdik. Bu “sıradan” sorulara verilen cevaplar, Tuluhan Tekelioğlu’nun farklı sunumu ile üzerinde düşünmeye değer değişik anlamlar kazanabiliyor, güncel bir sanat etkinliğine dönüştü.
Konsept ve sergi tasarımını Bülent Erkmen’in üstlendiği Ayaküstü Cevaplar’da altı soruya verilen cevaplar ardı ardına hızlı bir tempoyla kurgulanmıştı. Böylece, aynı kişilerin rol aldığı altı ayrı video film elde edilmişti. Bu filmler sergi salonunda altı sütunun içine yerleştirilen altı ekrandan gösterildi. İzleyen karşısında sürekli konuşan, yüzleri hızla değişen insanları görüyordu. Sağdan soldan gelen başka konuşmaları duyuyordu.
Tuluhan Tekelioğlu bu sunumu yaparken izleyenlere belli bir mesaj vermek iddiasında değildi. Sadece oluşturduğu toplumsal sorgulama ile izleyeni yüzyüze getiriyordu. Gösterinin sonunda izleyici, başlangıçta karşısında konuşan sokakta kameranın rastladığı “tanınmayan” kişiler ve bazı “tanınan” popüler şahsiyetlerle daha fazla tanıdık çıkıyor, kendisinin de sadece bir izleyici olmadığını fark ediyordu.
Ayaküstü Cevaplar’daki videolarda görülen hayatımızda olmasını en çok istediğimiz şeyler huzur, garanti, sağlıktı. En büyük hayalimiz söz konusu olunca, popüler kültür ünlüleri ile ünsüzlerimizin yolları biraz ayrılıyor. Ünlüler belli ki cesaretlenmişler; ufuklarını biraz daha geniş tutabiliyorlar: Oscar kazanmak isteyenleri var; Türk sinemasını dünyaya taşımayı düşleyeni, adını sinema tarihine yazdırmak isteyeni de; bir stadyum dolusu izleyicinin katılacağı bir televizyon programı yapmayı düşüneni de. Ünsüzlerimiz ise bir araba, bir ev, iyi bir iş, sessiz sakin bir yaşam, en cesur durumda da dünyayı gezmeyi hayal ediyorlar.
Sorgulamanın üzerinden birkaç yıl geçmiş. Kimbilir kimi hediyesini alırken içini titreten sevgilisiyle yollarını çoktan ayırmış, kimi aşkını yitirmiş, kimi hala hayalinin olmasını bekliyor, kimi sorsanız hala kendisine aynı eleştirileri yöneltiyor. Ama başka insan yüzleri bu sorulara yine cevaplar veriyorlar. Hayat sürüyor. Üstümüzdeki büyük gökkubbe, farkında olmasak da hepimizin küçük gökkubbelerini kucaklıyor.
Gazetecilik, televizyon programcılığı yapan Tuluhan Tekelioğlu Fransa’da doğdu. Ankara Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nde eğitim gördü. Yüksek lisansını Fransa’da yaparken Sipa Press için çektiği fotoğraflarla gazeteciliğe başladı. Türkiye’ye dönünce Hürriyet ve Sabah gazetelerinde çalıştı. Habertürk, Cine 5, TGRT, Kanal D ve Kanal1’de televizyon programları yaptı, çeşitli ödüller kazandı.