Almanya’da yaşayan ve 1996 yılında yitirdiğimiz ressam ve dokuma sanatçısı Çiğdem Gürel’in tezgahının başındayken hissettiklerini; “kurumuş yapraklar, ağaç kabukları, hayvan postları, parşömen kağıdı, tekstil çalışmalarımda serbest formda dokuma yapmam için bana esin kaynağı oluyor. Bunlar gelişmenin, yaşamdaki sürekli değişimin ve aynı zamanda gelip geçiciliğin sembolü olan deriyi gösteriyor. İnsanın duyarlılığı ve zamanın izleri burada belirginleşiyor.” sözleriyle açıklamıştı.